Kılıçdaroğlu: "Derdiniz nedir diye sormadık?"
2022-06-04 - 11:31
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Gelip sizin sofranıza oturmadım. Çayınızı kahvenizi içmedim. Derdiniz nedir diye sormadık? Ankara'da oturduk. Güzel laflar ettik. Niye bize oy vermiyorsunuz diye bir de size kızdım. Yok artık böyle şey. Geliyor, oturuyorum, konuşuyorum. Dertlerinizi dinliyorum." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, birtakım ziyaretler için geldiği Konya'da muhtar ve çiftçilerle program buluştu. Burada katılımcılara seslenen Kılıçdaroğlu, “Devlet adaletle yönetilir. Kainat da adalet üzerine inşa edilmiştir. Herkesin adalet hakkı vardır. Hepimiz adalete susadık. Adalet istiyoruz artık ülkemizde. Çok kamplaştık. Çok kavga ediyoruz. Çok ayrıştık. Komşumuzun inancını sorgulamaya başladık. Komşumuzun kimliğini sorgulamaya başladık. Komşumuz nedir diye sorgulamaya başladık. Yaşam tarzını sorgulamaya başladık. Bunu yapan siyaset kurumu. Türkiye'nin buradan çıkması lazım. Oturmamız lazım, konuşmamız lazım. Bu güzel ülkeyi büyütmek zorundayız. Zenginliğimiz var. Düşündüğünüzden daha zengin bir ülke Türkiye ama gelir adaletle dağıtılmıyor” dedi.

"Derdiniz nedir diye sormadık?"

Kendi kabahatlerinin de olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Gelip sizin sofranıza oturmadım. Çayınızı kahvenizi içmedim. Derdiniz nedir diye sormadık? Ankara'da oturduk. Güzel laflar ettik. Niye bize oy vermiyorsunuz diye bir de size kızdım. Yok artık böyle şey. Geliyor, oturuyorum, konuşuyorum. Dertlerinizi dinliyorum. Gerekirse günün 24 saati çalışıyorum. Sizin için, bu ülke için, hak için, hukuk için, mücadele ediyoruz. Mücadele bireysel bir mücadele değildir. Mücadele bir kişinin mücadelesi değildir. Mücadele hem bugün hem geleceğimiz içindir. Biz evlatlarımıza güzel bir Türkiye bırakmak zorundayız. İki Trakya büyüklüğünde alan Türkiye'de ekilmiyor. Mal dışarıdan geliyor. Siz hiç şunu düşünür müydünüz? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tarım bakanı, Fransa'da Fransa tarımına yaptığı katkılar dolayısıyla madalya alsın. Oldu, Türkiye'de tarım bakanı Fransa tarımına katkı dolayısıyla madalya aldı. Niye almasın ki? Her şey Fransa'dan alıyorsun. Niye olmasın? Buradan Türkiye'nin çıkması lazım. Buradan Türkiye'yi çıkarmamız lazım. Bizim üretmemiz lazım. Bizim büyümemiz lazım. Geçen yıl 4 milyona yakın garibanın da evinde elektrik kesildi. Bu kardeşiniz şunu yaptı: 4 milyonun sesi duyulmuyordu. Çünkü 4 milyon, gariban aileydi. Elektrik parasını ödeyecek paraları bile yok. Ben de ödemedim. Geldiler elektriğimi kestiler. Ne oldu? Bütün dünyada haberleştik” ifadelerini kullandı.

"Biz ithalatçı bir ülke değil, ihracatçı bir ülke olacağız"

Hiçbir çiftçinin ektiği ürün dolayısıyla asla zarar etmeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Tarımda ciddi bir planlama yapmamız lazım. Kimin neyi ekeceği havza bazlı planlama yapmamız lazım. Konya Ovası'na şu ekilecek, Harran'a şu ekilecek. Gediz Ovası'na şu ekilecek. Herkes ekeceğini bilecek. Bir yıl sonra en az yüzde 15 karla bunu kaça satacağını bilecek. Dolayısıyla herkes ekecek. Türkiye'nin ihtiyacı karşılanacak. Ama hiç kimse zarar etmeyecek. Biz ithalatçı bir ülke değil, ihracatçı bir ülke olacağız. Fazla ürettiysek ihraç edeceğiz. Alıcı bulamazsak Afrika'ya göndeririz. Bir sürü aç gezen insanlar var. Müslüman ülkeler var. Orada dünya kadar aç insan var. Sen maske göndereceğine buğday gönder, et gönder. İnsanların karnı doyar. Bunların hepsini yapabiliriz. Türkiye zengin bir ülke” şeklinde konuştu.

"Irkçılık yapmıyoruz ama herkes kendi ülkesinde otursun"

Suriyeli sığınmacıları nasıl göndereceklerinden bahseden Kılıçdaroğlu, “Oturacağız Suriye yönetimiyle karşılıklı büyükelçilikleri açacağız. Niye kavga edelim ki arkadaşlar? Emperyal güçlerin kayığına niye binelim? Suriye'de yaşayan çok sayıda akrabamız var. Ezo Gelin'i Suriye'ye gelin verdik. Çorbasını içiyoruz ama Ezo Gelin'in kim olduğunu bilmiyoruz. Hala evlilikler var. Dolayısıyla kavga etmenin bir mantığı yok. Biz de kazanacağız, onlar da kazanacak. Oturacağız, büyükelçilikleri açacağız. Protokolümüzü yapacağız. Buradan gidecek Suriyelilerin can ve mal güvenliğinin garantisini alacağız. Birleşmiş Milletler'i gerekirse devreye koyacağız. Sonra yeter mi? Hayır. Buradan giden Suriyelilerin evini, yolunu, kreşini, hastanesini, hepsini yapacağız. Hangi fonlarla? Avrupa Birliği'nin fonlarıyla. Kim yapacak? Bizim müteahhitler yapacak. Gitmezler diyorlar. Niye gitmesin? Adama bedavaya ev veriyorsun. Kreşi var, hastanesi var. Yeter mi? Yine yetmez. Bizim Antepli iş insanlarının o bölgede çok sayıda fabrikaları vardı. Kardeşim fabrikaların tamamını yeniden aç diyeceğiz. Sana da teşvik vereceğiz. Burada asgari ücretin yarısına çalışacağına, perişanlık içinde kalacağına evi, yolu, okulu var, kreşi, işi var. Burada niye kalsın? Hayat garantisi de var. Bunları sağlayacağız. Bunların Avrupa Birliği'nde de anlattım. Yapmazsanız sizin de başınız belaya girer, bizim de başımız belaya girer. Bunu söylediğim zaman bana kızıyorlar. Irkçılık mı yapıyorsunuz? Hayır efendim. Allah'ın yarattığı her kula benim saygım vardır. Kimliği ne olursa olsun. Irkçılık yapmıyoruz ama herkes kendi ülkesinde otursun. Kendi ülkesinde rahat etsin” dedi.

  • Beğen
YORUM YAZIN