• Temiz Haber - 13 Temmuz 2020
Uğur ÖZTEKE Yazıları

Uğur ÖZTEKE

BAŞKAN TORU’NUN DİYEMEDİKLERİ (!)…
28 Mart 2019

Uğur ÖZTEKE

PAYLAŞ
Yorum yaz
A

Dün güne Meram Belediye Başkanı Fatma Toru Hanımefendi’nin toplantısı ile başladık. Basının bu toplantıya ilgisi gerçekten büyük idi. Bizim yerel basın biraz ayaklarının üzerinde durmayı bilse çok şey yapacak ama… aması malum işte.

Fatma Başkan çok net konuşmasa da, açık vermemeye çalışsa da, söyleyeceği tek bir kelime önümüzdeki günlerde önüne konacağını bildiği için sussa da, zaman zaman öyle cümleler kurdu ki bu cümleleri ibretlik, manşetlik dahası ders niteliğinde idi.

Ben yorum yapmayacağım, yapmasına yaparım da şeytana pabucu ters giydiren o iki ayaklılar, önünden arkasından Fatma Hanım’ı sıkıntıya sokarlar.

İsterseniz yorumsuz olarak Fatma Hanım’ın ağzından çıkan kelimeleri kelimesi kelimesine noktasına virgülüne dokunmadan paylaşayım;

Fatma Hanım 5 yıl önce kendisine bu görevi tevdi eden ve 5 yıl boyunca da destek veren Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ettikten sonra tek kelime ile,

“Benim adım Fatma. Fatma demek mücadele demektir” deyiverdi…

Vallahi anlayana büyük laf etti.

Ama biz başkanı 5 yılda tanıdık. Fatma Başkan zor bir başkan idi. Hatırlayın bugünkü kadrosunu kuruncaya kadar Meram Belediyesinde ne depremler yaşandı değil mi? 

Neyse biz yine dün sabaha dönelim.

“Aday olmadığımız halde seçim yasaklarına kadar son gün dahi yaptıklarımızın hizmetlerimizin açılışlarını yaptık...”

“Ben herkesten farklıyım. Prensiplerim tavrım duruşumla farklı idi. Başkanlığı da kendi tarzımda yaptım.”…

 “O mevcut, istenilen kalıplara girmedim. O yüzden de zaman zaman törpülendim. Hatta taşlandım. Ama dik durdum, direndim. Ve inanın sonunda kazandım.”…

“Bu iş burada bitmiyor. Bu bir veda toplantısı değil. Bu bir veda konuşması hiç değil. Önümüzdeki günlerde yine birlikte olacağız. Bu bir yeni başlangıç. Fatma Toru’yu bundan sonra da görmeye devam edeceksiniz. İhyaya ve inşaya devam edeceğim inşallah.”

“Yeni dönemde basınında işi çok zor, sizlerin işi de zor. Olgularla değil algılarla yönetiliyormuşuz.”

…………..

Vallahi bunlar başkanın doğaçlama konuşması sohbeti sırasında benim kafama not olarak alabildiklerim idi.

Fatma Hanım yeni dönem içinde bu iddialı sözlerinin ardından da bir menkıbe bir hikâye anlattı. Bu da anlayana sivrisinek saz anlamaya davul zurna az dedirtecek cinsten idi.

 “Zamanın birinde bir padişah yaşarmış. Padişah avlanmayı çok severmiş sık sık avlanırmış. Padişahın aklıselim ve de ‘her şeyin hayırlısı her şeyde bir hayır vardır’ cümlesini dilinden düşürmeyen devamlı tekrarlayan bir de veziri varmış.

Padişahın başına bir şey gelse vezir hep ‘Padişahım üzülmeyin her şeyde bir hayır vardır hayırlısı olsun’ dermiş. Padişah da vezire bu yüzden çok kızarmış.

Yine bir gün padişah vezirine ‘bugün ava nereye gidelim?’ diye sormuş, vezir bir yer tarif etmiş. Oraya gitmişler vezir doldurup padişah sıkıyor fakat avlanırken padişah elinden yaralanmış, eli kanamış ve parmağının biri kopmuş. Padişah vezirine kızmış, ‘senin yüzünden oldu’ demiş.

Vezir yine buna rağmen eli kanlar içinde ki hükümdarına aynı cevabı vermiş, ‘Her işte bir hayır vardır padişahım, hayırlısı olsun üzülmeyin’ demiş. Bunun üzerine padişah vezire çok kızıp, ‘benim elim kanıyor... Sen bana her işte bir hayır vardır hayırlısı olsun diyorsun’ deyip veziri zindana attırmış.

Vezir zindana giderken yine hala ‘Her işte bir hayır vardır hayırlısı olsun’ deyip zindana girmiş. Padişah yine öfkelenmiş, ‘adamı zindana attırıyorum adam yine aynı şeyi söylüyor’...

Başka bir vezir bulmuşlar. Padişah yine av yapmak için başka insan ayağı değmemiş bir yere gitmişler, avlanırken oranın yerlileri bunları faka bastırıp, esir etmişler. Yerliler her gün bir esiri kendi inançları gereği kurban ediyorlarmış, yani insan yiyorlarmış veziri padişahın gözü önünde afiyetle yemişler sıra padişaha gelmiş ama onu serbest bırakmışlar. Çünkü yerlilerin inancına göre el veya ayak parmaklarından biri olmadı mı yemezlermiş.

Padişah düşünürken birinci veziri aklına gelmiş vezirini düşünüp ona hak vermiş. Hemen ülkesine dönüp vezirini serbest bıraktırmış. Ama yine soruyu sormuş; ‘Akıllandın mı?’ demiş ‘hadi benim elimin kesilmesini anladık, beni yemediler peki senin zindana girmendeki hayır nedir?’ demiş.

Vezir de o veciz sözünü söylemiş; ‘Ben de zindana girmeyip sizinle gelseydim, yerliler şimdi diğer vezir gibi beni de kurban etmiş olacaklardı. Benim zindana girmemde de bir hayır vardı efendim’ demiş.

………….

Anlayan anlıyor değil mi? Fatma Hanım’ın bu hikâyesini de yazdık bir kenara.

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Güvenmek sevmekten çok daha önemlidir 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Teşekkür ile yalakalık arasındaki sınırı idrak edip uygulayabildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

 

Yorumlar (0)