• Temiz Haber - 31 Mayıs 2020
ÖZEL RÖPORTAJ Haberleri
Ne Yaparsan Aşk İle Yap
2 Eylül 2017 10:27

Nakış nakış kağıda işlenen el emeği, göz nuru olan bir sanatı tezhip ustası olan Sinan Hidayetoğlu, deyim yerindeyse ‘aşk’ olarak nitelendiriyor.

Ne Yaparsan Aşk İle Yap
PAYLAŞ
A
Haberi Oku
Gönül verdiği işine çekirdekten yetiştiğini belirten usta son 10 yılda bu işe olan talebin arttığını belirterek, sanatı hakkında Konya Takip Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. İşte detaylar…
 
Sizi tanıyabilir miyiz? Bu mesleğe nasıl başladınız?
 
Ben Sinan Hidayetoğlu. 1963 Konya doğumluyum. İlk ve orta tahsilimi İstanbul’da daha sonraki eğitimimi ise Konya’da tamamladım. Bir müddet ticaretle uğraştım. Askerlik vazifemi tamamladıktan sonra bir kapı açıldı. İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda özel kalemdeki hocalar buradaki Mevlana Programlarında hat ve tezhip sergisi açmışlardı. Bu kapsamda halka tezhip ile ilgili bir kurs verildi. Yaklaşık 10 gün sürdü ve o kursa katılanlardan biriydim. Bu süre sonrasında daha fazlasını talep ettim kendilerinden. İstanbul’a gidersem bunun mümkün olacağını söylediler. Kendi şahsi gayretlerimle rahmetli Sami Öksüz ile birlikte 4 yıl eğitim aldık. Haftada bir gün o da Cumartesi olarak belirlendi ve bize aylık bir program verildi. Bu şekilde 4 yıl kendi gayretlerimizle devam ettik ve sonunda bir imtihana tabi tutulduk diğer öğrenciler gibi. Mezun olan talebelerden başarılı olan 2 kişi de bizdik. Dolayısıyla Kültür Bakanlığı’nın bu tezhip ve güzel sanatlarla ilgili kalem işinde yeterliliğe sahip olduğumuz değerlendirildi ve diplomamızı aldık. 1989 yılından bu yana çeşitli kurslar açtık. Çok talebe yetiştirdik. Bu talebelerin hepsi profesyonel olarak devam etmediler. Yüzde 85’i hobi olarak öğrendi bu işi. Sayısız sergilere katıldık hem yurt içinde hem yurt dışında. Hattat Hüseyin Öksüz ile birlikte aslında onun teşvikleriyle hobi olarak başlamama rağmen profesyonel anlamda nakkaşlık yapmaya da başladım. 1990 yılında ilk defa Hacıveyiszade Camii tezhinatında bulundum. Daha sonra birçok camide ekip olarak yer aldık. Yaklaşık 5-6 kişilik bir ekibimiz var. Hepsi çekirdekten yetişme. Medaş Camii, Kapı Camii, Adnan Sürmegöz Camii, SÜ Merkez Cami ve yurt dışında da birçok yerde çalışmalarımız var. 
 
Konya’da sanatınıza bakış açısı nasıl?
 
Eskiye bakıldığında son 10 yıl içinde fevkalade bir gelişme var. Tabi bunun öneminin artmasında Büyükşehir Belediyemizin KOMEK kurslarının çok büyük etkisi var. Özel kurslar var. Örnek vermek gerekirse SÜ ve Karatay Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bununla ilgili eğitim veriliyor. Buralarda epey talebeler yetişiyor. Talep çok hatta o kadar çok ki bu talebe cevap verilemediği için bir imtihana tabii tutuluyorlar. Yaklaşık yüzde 20’si alınabiliyor. Bu da bir usta olarak beni sevindiriyor. İlk temel taşları biziz.
Genel olarak Türkiye genelinden bahsedersek yaklaşımlar nasıl, devlet ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ne düzeyde?
 
Türkiye genelinde bütün üniversitelerde zaten Güzel Sanatlar Fakültesi var. Ama buna İstanbul’dan sonra Konya, daha sonra Ankara bu tür sanatlara yaklaşımı ve ilgisi daha fazla. Bir tane talebemiz öğretmendi ve daha sonra İzmir’e taşındı İzmir’de de bu faaliyeti devam ettirdi. 
 
Ne tür malzemeler kullanılıyor onlardan da bahsedebilir misiniz?
 
Tezhip sanatından bahsedecek olursak hattat önce kuşe kağıda renklendirir. Bu renklendirme çay, kahve gibi malzemelerle boyanır. Hattat tarafından yazı yazılır. Daha sonra biz tezhip sanatçılarına gelir. Sonrasında ise kartona gerilir. Tutkal ve nişasta ile 2-3 gün böyle bekletilir ve kağıdın nemi alınır. Aynı zamanda cam altında bekletilir. Nişasta ve tutkalın nemi bu şekilde giderilir. Daha sonra ki evre altınlama evresidir. 23 ayar altın veya 18 ayar yeşil altınla süslemeye başlanılır. Altınlama işi bittikten sonra renklere geçilir. Bu renklerde guaj boyadır. Tabi mümkün olduğu kadar çok titiz ve temiz çalışmak gerekiyor. Çalışma esnasında cildin teri kağıda geçmesin diye havlu kullanılır. Ayrıca; detayları daha iyi görebilmek için büyüteç bile kullanılabilir. Altınlama evresine tekrar dönecek olursak kullanılacak olan boya porselen bir tabakta ezilir. Bu evre bir buçuk saat sürer. Daha sonra Arap zamkından ayırmak için ipek bir eşarpla kase içerisindeki altın süzülür. Altın aşağı düşer, ipeğin üzerinde ise Arap zamkı kalır. Bu ezilmiş altının tutulmasını sağlamak için jelatin su deriz; onunla karıştırarak sulu boya gibi fırça ile boya haline getiririz. Daha sonra nereye uygulanacak ise çalışmaya başlanıyor. Bu altının bütün renklerden önce uygulanmasının sebebi ise altın varakta bazı yerler mat bazı yerlerin de parlak olması gerekiyor. Mat altını da parlatmak için mecburen diğer renklerden önce uygulamak gerekiyor. Altın çok enteresan bir şeydir. Aynı guaj boya gibi sürülür; ama tabi şuanda sürüldükten sonra mat bir görünüme sahip. Bunu da parlatmak için yurt dışından getirdiğimiz tamamen akik taşından yapılan kalem vasıtasıyla sürterek parlaklık verilir. Bu taşın çizmemesi için ise ucunu saça ya da tenimize sürerek yağlanmasını sağlıyoruz ki bu şekilde çizilmeyi önlüyoruz. Bir tezhip sanatının bitmesi yaklaşık bir buçuk ayı bulur. Aslında en önemli safhası desenin kağıda aktarılmasıdır. Bu desen ne kadar hatasız ve düzgün aktarılırsa çalışma o kadar rahat ve kolay olur. Hata kaldırmayan bir sanat. Yanlışlık yapıldığı zaman ucunda pamuk olan bir çubuğu dilimizde hafif nemlendirerek çok hassas bir şekilde hatalı bölüme sürterek düzeltebiliriz. Ama bir boya dökülürse ki bunu gerçek ustalar çok nadiren yapar; geri dönüşü boyanın biraz daha zordur. İşlemler bittikten sonra en hassas tashih maket bıçağı ile kazımak suretiyle çıkar. Mümkün olduğunca az hata yapılması gerekiyor. 
 
Tabi bu işe bir emek veriliyor ve bunun da bir karşılığı olmalı. Maddi olarak değerlendirirsek ne kadara satılıyor tablolar?
 
Dediğiniz gibi bir emek var ortada. Hepsi birer göz nuru dolayısıyla bir buçuk ay süren bir eser haliyle mali portresi binlerce lira tutabiliyor. Gönül arzu ediyor ki herkes alabilsin ama gerçekten meraklıları bu maliyeti karşılayabiliyor. Orijinalini alamayanlar ise teknolojin yardımıyla taratılarak profesyonel anlamda orijinaline yakın dijital baskı şeklinde tablo şekline getiriliyor. Binlerce lira eden eser 400 ya da 500 liraya kadar temin edilebiliyor. Ama bu baskıda tabi orijinali gibi parlaklık elde edilmiyor. Yine de kaliteli ürünler elde edilebilir.
 
Bu sanatı gelecekte nerelerde görüyorsunuz? Daha çok gelişir mi?
 
Ecdadımızın bütün süsleme sanatlarında tezhip ve hat en çok 16. yy. doruklarını yaşadı. Sonraki zamanlarda birçok el sanatı gibi teknolojinin de etkisiyle kaybolmaya başlamış. Yine unutulmaya yüz tutmuş bir meslek daha var keçe sanatı. Bu konuda Konya’da iki usta var. Yine bakırcılık, teknolojinin ilerlemesiyle geri planda kaldı. Usta çırak ilişkisi ile yetişmiyor artık; ama üniversitelerde verilen eğitim biraz daha gün yüzüne çıkartıyor. Daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum.  
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Gençlere neler tavsiye edersiniz?
 
Bu bir gönül işidir, aşk işidir. Gerçekten gönül vermeyenler bu işi yapamaz. İtelemeyle bu iş yapılmaz. Zaten başarısı da ona göre olur. Bazı talebe zoraki yapmaya çalışıyor kabiliyeti doğrultusunda dolayısıyla gönül vererek yapılırsa daha güzel sonuçlar elde edilebilir. Ben neredeyse çalışmayı bitirmek için sabahlara kadar çalışıyorum. Zaman ayırmanız gerekir. Vakit nasıl geçiyor anlamıyorum. Bu isteyerek yaptığım için. Aşk olmasa başarıya ulaşamazsınız. Bu her konuda böyledir. Aşçı bile olsanız yaptığınız yemeğe sevgi lezzetine de etki eder. Ticari maksat güdülerek yapılırsa istenilen sonuç elde edilemeyebilir. Bu işe merakı olanlar gerçekten aşk ile yapacaksa yapsınlar. 
 

Yorumlar (0)

izmir escort kızlar izmir escort bursa escort escort izmir porno indir hd porno porno izle izmir escortbayanlar bursa escort türk porno escort bayan izmir
izmir escort kızlar izmir escort bursa escort escort izmir porno indir hd porno porno izle izmir escortbayanlar bursa escort türk porno escort bayan izmir